可望而不可即 Görünür ama ulaşılamaz
Explanation
指能够看见、但无法达到或接近。比喻目标虽然近在眼前,却难以实现。
Görülebilen ancak ulaşılamayan veya yaklaşılamayan bir şeye işaret eder. Görünüşte yakın olmasına rağmen elde edilmesi zor bir hedefin metaforudur.
Origin Story
很久以前,在一个偏远的小山村里,住着一位名叫阿兰的年轻女孩。她从小就梦想着能去远方的大城市看看,体验不一样的生活。她无数次地站在村口的小山上,眺望远方连绵起伏的山峦,想象着大城市里繁华的景象。她知道大城市离她很远,需要长途跋涉,但她依然心怀希望,每天都望着远方,梦想着有一天能够实现自己的梦想。随着时间的推移,阿兰长大了,她也逐渐意识到自己与大城市的距离。她没有足够的钱财去远行,也没有足够的勇气去独自闯荡。她开始感到迷茫,自己的梦想似乎遥不可及。但她从未放弃过,她依然会在闲暇时眺望远方,期盼着奇迹的发生。她相信,只要坚持不懈地努力,总有一天,她能够到达自己梦想的地方。
Çok uzun zaman önce, uzak bir dağ köyünde Alan adında genç bir kız yaşıyordu. Küçük yaştan beri uzaklardaki büyük şehirlere gidip farklı bir yaşam deneyimi yaşamayı hayal ediyordu. Sayısız kez köyün girişindeki küçük bir tepede durdu, uzaklardaki uzanan dağlara baktı ve büyük şehirlerin hareketli sahnelerini hayal etti. Büyük şehirlerin çok uzakta olduğunu ve uzun bir yolculuk gerektiğini biliyordu, ancak yine de umudunu korudu ve her gün uzağa bakarak bir gün hayalini gerçekleştirmeyi umuyordu. Zamanla Alan büyüdü ve büyük şehirlerle arasındaki mesafeyi yavaş yavaş anladı. Seyahat edecek parası yoktu, ne de tek başına yola çıkacak cesareti. Karışıklık yaşamaya başladı, hayali artık erişilemez görünüyordu. Ama asla pes etmedi, boş zamanlarında hala uzağa bakıyor, bir mucize olmasını umuyordu. Sürekli çaba gösterirse bir gün hayallerinin yerine ulaşacağına inanıyordu.
Usage
表示目标虽然可见,但难以实现。
Görünür ancak elde edilmesi zor bir hedefi gösterir.
Examples
-
他渴望得到那份工作,但由于资历尚浅,只能望而却步。
tā kě wàng de dào nà fèn gōng zuò, dàn yóu yú zī lì shàng qiǎn, zhǐ néng wàng ér què bù
O işi çok istiyordu, ancak yetersiz deneyim nedeniyle vazgeçmek zorunda kaldı.
-
山顶上的风景虽然美丽,但攀登的难度却让人望而却步。
shān dǐng shàng de fēng jǐng suī rán měi lì, dàn pāndēng de nán dù què ràng rén wàng ér què bù
Dağın tepesinden manzara ne kadar güzel olsa da, tırmanmanın zorluğu insanları caydırıyor.