神不知鬼不晓 Tanrı bilmez, hayaletler bilmez
Explanation
形容事情做得非常秘密,一点儿痕迹也没有留下,别人完全不知道。
Bu, bir şeyin çok gizlice yapıldığını, bu yüzden kimsenin bilmediğini ifade eden bir deyimdir.
Origin Story
话说唐朝时期,有个叫李白的诗人,他为人豪放不羁,喜欢喝酒写诗。有一天,李白与几个朋友在一家酒肆畅饮,喝得酩酊大醉。酒醒之后,李白发现自己身上所有的钱财都不翼而飞了。他心想:一定是刚才喝醉酒的时候,有人偷走了我的钱财。可是,是谁偷的呢?他仔细回想,也没有发现任何可疑的人。李白心里很疑惑,他决定暗中查访。经过几天的暗中侦查,李白终于发现了真相。原来,是他自己的一个酒友,趁他醉酒不醒的时候,悄悄地偷走了他的钱财。但是,这个人做得非常小心谨慎,神不知鬼不晓,李白的朋友们谁也不知道这件事。李白虽然感到很生气,但也无可奈何,只能自认倒霉。从此之后,李白就吸取了教训,每次喝酒再也不会喝得酩酊大醉了。
Bir keresinde Li Bai adında bir şair, birkaç arkadaşıyla birlikte bir meyhanede çok içki içti. Uyuyakaldığında bütün parasının çalındığını keşfetti. Sarhoşken birinin parasını aldığını düşündü. Ama hırsızın kim olduğunu bulamadı. Bu yüzden soruşturma başlattı. Birkaç gün sonra, arkadaşlarından birinin parasını çaldığını keşfetti. Ama bu adam bunu o kadar gizlice yapmıştı ki kimse fark etmedi. Li Bai kızdı ama bir şey yapamadı. Bu yüzden bunun sadece talihsizliği olduğunu düşündü. O günden sonra bir daha o kadar içki içmedi.
Usage
作状语,形容事情秘密进行,不为人知。
Gizlice yapılan bir şeyi tanımlamak için zarf olarak kullanılır.
Examples
-
他们偷偷摸摸地干坏事,神不知鬼不晓。
tāmen tōutōumōumō de gàn huài shì, shén bù zhī guǐ bù xiǎo
Kötü şeyleri gizlice yaptılar, kimse bilmedi.
-
这件事做得神不知鬼不晓,没有人知道。
zhè jiàn shì zuò de shén bù zhī guǐ bù xiǎo, méiyǒu rén zhīdào
Bu iş o kadar gizlice yapıldı ki kimse bilmedi.