璀璨夺目 göz kamaştırıcı
Explanation
形容光辉灿烂,耀眼夺目。
Bir şeyi parıldayan, parlak ve göz kamaştırıcı olarak tanımlar.
Origin Story
传说中,一位技艺高超的工匠打造了一件价值连城的珠宝。这件珠宝由无数珍贵的宝石镶嵌而成,在阳光下熠熠生辉,璀璨夺目。人们争相观看,赞叹不已。这件珠宝不仅展现了工匠精湛的技艺,更象征着财富和荣耀。而它的光芒,也如同中华文明一样,历经岁月洗礼,依旧璀璨夺目。
Efsaneye göre, son derece yetenekli bir zanaatkar paha biçilmez bir mücevher yarattı. Bu mücevher sayısız değerli taşla süslenmiş, güneş altında göz kamaştırıcı bir şekilde parlıyordu. İnsanlar onu görmek için akın akın gelir, güzelliğine hayran kalırlardı. Bu mücevher sadece zanaatkarın olağanüstü becerisini sergilemekle kalmadı, aynı zamanda zenginliği ve ihtişamı da simgeliyordu. Parıltısı, Çin medeniyeti gibi, yüzyıllardır göz kamaştırıcı kalmıştır.
Usage
用于形容光彩艳丽,耀眼夺目。常用来形容珠宝、灯光、景色等。
Renkli, parlak ve göz kamaştırıcı bir şeyi tanımlamak için kullanılır. Genellikle mücevherler, ışıklar, manzaralar vb. tanımlamak için kullanılır.
Examples
-
夜空中,繁星璀璨夺目,如同无数宝石散落在天幕上。
yè kōng zhōng,fán xīng cuǐ càn duó mù,rú tóng wú shù bǎo shí sàn luò zài tiān mù shàng.
Gece gökyüzünde, yıldızlar sayısız mücevher gibi gökyüzüne serpilmiş bir şekilde göz kamaştırıcı bir şekilde parlıyordu.
-
舞台上的灯光璀璨夺目,演员的表演更加精彩绝伦。
wǔ tái shàng de dēng guāng cuǐ càn duó mù,yǎn yuán de biǎo yǎn gèng jiā jīng cǎi jué lún.
Sahne ışıkları göz kamaştırıcıydı ve oyuncuların performansı daha da muhteşemdi.