一唱一和 Biri söyler, biri yankılar
Explanation
这个成语的意思是一个人先唱,另一个人随声应和。它通常用来形容两个人感情相通,或者两个人互相配合,互相呼应。
Bu atasözü, bir kişinin önce söylemesi ve diğerinin ona eşlik etmesi anlamına gelir. Genellikle birbirleriyle uyumlu olan veya işbirliği yapan ve birbirlerini tamamlayan iki kişiyi tanımlamak için kullanılır.
Origin Story
古代有一对好朋友,名叫子期和伯牙。子期精通音律,伯牙善于弹琴。有一次,伯牙在高山上弹奏了一首曲子,曲调悠扬,如同高山流水般清脆悦耳。子期听完后,赞叹道:“这首曲子真是美妙绝伦,如同高山流水般清澈透亮!”伯牙听了子期的话,感到十分欣慰,于是两人经常在一起弹琴,互相配合,互相欣赏。有一次,伯牙弹奏了一首哀伤的曲子,子期听完后,说道:“这首曲子真是令人感伤,如同深谷幽泉般幽深悲凉!”伯牙听了子期的话,感到十分惊讶,问道:“你怎么知道我的心中所想?”子期笑着说:“因为我们两个人是知音,我能够理解你的内心世界。”从那以后,伯牙和子期便成了世间最知音的朋友,他们一唱一和,互相欣赏,互相理解,他们之间的友谊,如同高山流水般清澈,如同深谷幽泉般幽深,这便是“一唱一和”的典故。
Antik çağlarda, Ziqi ve Boya adında iki iyi arkadaş vardı. Ziqi müzik ustasıydı ve Boya da guqin çalmada ustalaşmıştı. Bir keresinde Boya bir dağda bir melodi çaldı, melodi neşeliydi, tıpkı dağ derelerinin akışı gibi. Ziqi dinlemesini bitirdikten sonra övdü: “Bu melodi gerçekten güzel, dağ derelerinin akışı gibi berrak ve parlak!” Ziqi'nin sözlerini duyduğunda Boya çok rahatlamıştı, bu yüzden ikisi de sık sık birlikte guqin çaldılar, birbirlerini tamamladılar ve birbirlerine değer verdiler. Bir keresinde Boya üzücü bir melodi çaldı ve Ziqi dinlemeyi bitirdikten sonra dedi ki, “Bu melodi gerçekten dokunaklı, derin ve ıssız bir vadinin kaynağı gibi derin ve hüzünlü!” Boya, Ziqi'nin sözlerini duyduğunda çok şaşırdı ve sordu, “Kalbimde ne olduğunu nasıl bildin?” Ziqi gülümsedi ve dedi ki, “Çünkü biz ruh eşimiz, iç dünyanı anlayabiliyorum.” O günden sonra Boya ve Ziqi dünyanın en yakın ruh eşi arkadaşları oldular, unisono söylediler, birbirlerine değer verdiler, birbirlerini anladılar, arkadaşlıkları dağ derelerinin akışı gibi berraktı, derin ve ıssız bir vadinin kaynağı gibi derindi, işte bu “Biri söyler, biri yankılar” hikayesi.
Usage
这个成语主要用于形容两个人互相配合,互相呼应,也用来形容两个人感情相通。例如:他们在会议上互相配合,一唱一和,最终达成一致。
Bu atasözü, çoğunlukla birbirlerine destek olan veya derin bir bağı olan iki kişiyi tanımlamak için kullanılır. Örneğin: Toplantıda birbirlerine destek oldular, uyum içinde hareket ettiler ve sonunda anlaşmaya vardılar.
Examples
-
他们二人一唱一和,把事情说得有鼻子有眼。
tā men èr rén yī chàng yī hè, bǎ shì qíng shuō de yǒu bí zi yǒu yǎn.
İkisi de birbirlerine destek oldular, hikayeyi abarttılar.
-
合唱团一唱一和,声音十分和谐。
hé chàng tuán yī chàng yī hè, shēng yīn shí fēn hé xié.
Koro unisono söyledi, ses çok uyumluydu.
-
他们在会议上互相配合,一唱一和,最终达成一致。
tā men zài huì yì shàng hù xiāng pèi hé, yī chàng yī hè, zuì zhōng dá chéng yī zhì.
Toplantıda birbirlerine destek oldular, uyum içinde hareket ettiler ve sonunda anlaşmaya vardılar.