动人心弦 dokunaklı
Explanation
比喻事物使人心动,激动人心。例如,一首优美的旋律,一段感人的故事,一幅美丽的风景,都能动人心弦。
Bu deyim, güzel bir melodi, dokunaklı bir hikaye veya güzel bir manzara gibi kalbi dokunan ve duyguları harekete geçiren bir şeye atıfta bulunur.
Origin Story
在一个宁静的夜晚,月光如银,洒落在古老的城墙上。城墙上,一位老琴师正弹奏着一首古老的曲子。曲调悠扬,旋律动人,如泣如诉,仿佛在诉说着一个古老的传说。听者无不为之动容,仿佛身临其境,感受着那个时代的悲欢离合。老琴师闭着眼睛,仿佛沉浸在自己的音乐世界里,他的手指在琴弦上跳跃,如行云流水,如泣如诉,将那份古老的悲伤和思念传递给每一位听者。月光下,城墙上,琴声悠扬,动人心弦,这美妙的音符,穿越时空,将人们带回到那个古老的年代。
Sessiz bir gecede, ay ışığı, gümüş gibi, antik şehir surlarına düşüyordu. Duvarda, yaşlı bir ud çalan, eski bir ezgi çalıyordu. Ezgi melodik, dokunaklı ve hüzünlüydü, sanki eski bir efsaneyi anlatıyordu. Dinleyenlerin hepsi bundan etkilendi, sanki oradaydılar, o dönemin sevinçlerini ve kederlerini yaşıyorlardı. Yaşlı ud çalan gözlerini kapattı, sanki kendi müzik dünyasına dalmış gibi, parmakları tellerde dans ediyordu, sanki akan bulutlar gibi, sanki akan su gibi, sanki ağlıyor ve yakınıyor gibi, eski üzüntüyü ve özlemi her dinleyene iletiyordu. Ay ışığında, şehir surlarında, udun sesi melodik, dokunaklı ve etkileyiciydi. Bu güzel notalar zamanı aşarak insanları o antik döneme geri götürdü.
Usage
形容事物使人心动,激动人心。常用来形容音乐、艺术作品、自然景观等。
Bu deyim, kalbi dokunan ve duyguları harekete geçiren bir şeyi tanımlar. Genellikle müzik, sanat eserleri, doğal manzaralar vb. tanımlamak için kullanılır.
Examples
-
那首歌曲旋律优美,动人心弦,让人忍不住跟着哼唱。
nà shǒu gē qǔ xuán lǜ yōu měi, dòng rén xīn xián, ràng rén bù juǎn gēn zhe hēng chàng.
O şarkı çok güzel, dokunaklı, mırıldanmadan duramıyorum.
-
她那段动人心弦的演讲,深深地打动了在场的所有人。
tā nà duàn dòng rén xīn xián de yǎn jiǎng, shēn shēn dì dǎ dòng le zài chǎng de suǒ yǒu rén.
Konuşması o kadar dokunaklıydı ki, orada bulunan herkesi etkiledi.
-
这幅画的色彩搭配十分巧妙,动人心弦,让人叹为观止。
zhè fú huà de sè cǎi pèi hé shí fēn qiǎo miào, dòng rén xīn xián, ràng rén tàn wéi guān zhǐ.
Bu resmin renk paleti çok ustaca, dokunaklı, büyüleyici.