密密麻麻 yoğun
Explanation
形容多而密集的样子,像许多东西挤在一起,没有空隙。
Bir şeyi yoğun ve çok sayıda olarak tanımlar, tıpkı bir arada sıkışık birçok şey gibi, aralarında boşluk kalmadan.
Origin Story
老槐树下,密密麻麻的蚂蚁排着长队,辛勤地搬运着食物。一只小蚂蚁掉队了,它焦急地四处寻找队伍,却怎么也找不到方向。这时,一只大蚂蚁发现了它,用触角轻轻地碰了碰它,带领它重新加入了队伍。它们继续前进,密密麻麻的队伍像一条黑色的河流,蜿蜒向前。夜晚降临,蚂蚁们回到了巢穴,密密麻麻的巢穴里充满了忙碌的身影,每一个蚂蚁都在为这个大家庭默默地奉献着。第二天清晨,太阳升起,密密麻麻的蚂蚁又开始了一天的辛勤劳作。
Eski akasyanın altında, yoğun bir karınca kalabalığı uzun bir sıra oluşturmuş, özenle yiyecek taşıyordu. Küçük bir karınca sıradan ayrıldı, endişeyle grubunu arıyordu ama yolunu bulamıyordu. Tam o anda büyük bir karınca onu buldu, antenleriyle hafifçe dokundu ve tekrar sıraya soktu. Yürüyüşlerine devam ettiler, yoğun sıra ilerlerken kıvrımlı bir kara nehir gibiydi. Gece çöktü ve karıncalar yuvalarına döndüler. Yoğun nüfuslu yuva telaşlı figürlerle doluydu, her karınca büyük aileye sessizce katkıda bulunuyordu. Ertesi sabah, güneş doğarken, yoğun karınca topluluğu tekrar ağır işlerine koyuldu.
Usage
多用于描写人群、树木、文字等密集的场景。
Çoğunlukla insan, ağaç, kelime vb. kalabalık sahneleri tanımlamak için kullanılır.
Examples
-
广场上密密麻麻的人群,让人感到有些窒息。
guangchang shang mimi mama de renqun, rang ren gandao youxie zhixi.
Meydandaki kalabalık o kadar yoğundu ki nefes almak zorlaştı.
-
试卷上的题目密密麻麻的,看得人眼花缭乱。
shijuan shang de timu mimi mama de, kan de ren yan hua liao luan。
Sınav kağıdındaki sorular o kadar sıkışıktı ki gözleri kamaştırdı