不分上下 eşit
Explanation
指双方实力相当,难以区分高下或胜负。也指等级、地位相同,不分彼此。
Her iki tarafın da eşit güce sahip olduğunu ve kimin daha iyi veya kimin kazanacağını belirlemenin zor olduğunu gösterir. Ayrıca, herhangi bir ayrım olmadan aynı seviye veya statüyü gösterir.
Origin Story
话说唐朝时期,两位武功高强的将军,李靖和薛仁贵,为争夺边疆守卫统帅之位,决定比武定输赢。比武当天,两位将军都使出浑身解数,招式精妙,气势磅礴。一时间刀光剑影,震耳欲聋。周围的士兵和百姓看得目瞪口呆,惊叹不已。经过几个回合的激烈比拼,两人竟难分伯仲,不分上下。最终,皇帝宣布两人并列统帅,共同守护边疆。李靖和薛仁贵心悦诚服,从此两人联手,共同抵御外敌,为大唐江山立下了赫赫战功。他们的事迹也成为了后世传颂的佳话,不分上下的比试,成就了共同的辉煌。
Antik Çin'deki Tang Hanedanlığı döneminde, son derece yetenekli iki general olan Li Jing ve Xue Rengui, sınır savunmasının en yüksek komutanı olmaya karar vermeleri için bir dövüş sanatları yarışması yapmaya karar verdiler. Yarışma günü, her iki general de tüm becerilerini sergilediler, hareketleri mükemmeldi ve enerjileri harikaydı. Bir süre kılıçlar parladı ve sağır edici bir ses havayı doldurdu. Çevredeki askerler ve siviller şaşkına döndüler. Yoğun rekabetin birkaç turundan sonra, iki general de eşit güçteydi. Sonunda imparator, birlikte sınırı koruyacakları ortak komutanlar olacağını açıkladı. Li Jing ve Xue Rengui bu karardan memnun kaldılar ve o zamandan beri, dış düşmanlara karşı birlikte savaştılar ve Tang Hanedanlığı için büyük askeri başarılar kazandılar. Hikayeleri nesilden nesile aktarıldı.
Usage
常用作谓语、定语、状语,用于形容双方实力相当,难以区分高下,或指地位、等级相同。
Sık sık yüklem, sıfat veya zarf olarak kullanılır; her iki tarafın da eşit güce sahip olduğunu, yüksek ve düşük arasında ayrım yapmanın zor olduğunu veya aynı statü veya seviyeyi belirtmek için kullanılır.
Examples
-
两队实力相当,比赛一直不分上下。
liǎng duì shí lì xiāngdāng, bǐsài yīzhí bù fēn shàng xià
İki takım da eşit güçte, maç berabere sürüyor.
-
这场辩论赛,双方不分上下,难分胜负。
zhè chǎng biànlùn sài, shuāngfāng bù fēn shàng xià, nán fēn shèngfù
Bu tartışmada her iki taraf da eşit ve kazananı belirlemek zor