不得而知 bilinmeyen
Explanation
指不知道;无法知道。
bilinmiyor demek; bilinemez demek.
Origin Story
一位老农在田间劳作,突然听到远处传来一阵喧嚣,但他无法看清发生了什么,只能听见隐隐约约的喊叫声和嘈杂声。他心里充满了好奇,却又无法得知事情的真相,只能继续低头耕作,心中想着这到底是怎么一回事。傍晚时分,老农回到家中,向邻居打听,才得知原来是村里的小河决堤了,村民们正在忙着抢险救灾。老农这才明白,原来刚才听到的喧嚣声是这场突发事件带来的。
Yaşlı bir çiftçi tarlada çalışırken birdenbire uzaktan gelen bir gürültü duydu, ama ne olduğunu göremedi. Sadece belirsiz bağrışları ve gürültüleri duyabiliyordu. Meraklıydı, ama gerçeği bilemiyordu, sadece toprağı sürmeye devam edebiliyordu, ne olduğunu merak ediyordu. Akşam çiftçi eve döndü ve komşularına sordu ve köydeki nehrin taştığını ve köylülerin sel kontrolü ve afet yardımında meşgul olduğunu öğrendi. Çiftçi daha sonra duyduğu gürültünün bu beklenmedik olayın neden olduğunu anladı.
Usage
用于表达对某事不知道或无法知道的情况。
Birinin bir şeyi bilmediğini veya bilemeyeceğini ifade etmek için kullanılır.
Examples
-
这件事的真相究竟如何,我们不得而知。
zhè jiàn shì de zhēnxiàng jiūjìng rúhé, wǒmen bùdé'érzhī
Bu konunun gerçeği nedir, bilmiyoruz.
-
会议的具体内容,由于保密的原因,不得而知。
huìyì de jùtǐ nèiróng, yóuyú bǎomì de yuányīn, bùdé'érzhī
Gizlilik nedeniyle toplantının özel içeriği bilinmiyor.
-
对于未来的发展,我们还不得而知
duìyú wèilái de fāzhǎn, wǒmen hái bùdé'érzhī
Gelecekteki gelişmeler hakkında henüz bir şey bilmiyoruz