不闻不问 görmezden gelmek
Explanation
不闻不问,指对事情不闻不问,漠不关心。
Olaylara karşı kayıtsızlık; ilgisizlik.
Origin Story
从前,在一个偏僻的小山村里,住着一位老秀才。他一生醉心于诗书,对村里的事情从不关心,即使村里发生什么大事小情,他也总是置若罔闻,不闻不问。有一天,村里来了一个算命先生,他算命很准,村里人纷纷去求算。老秀才也很好奇,想去看看热闹。但是,算命先生说,他没时间,让他自己去看书,村里发生什么事情和他一点关系都没有。老秀才听了,也就真的不闻不问了,继续回去看书。后来,村里因为一场大火,损失惨重,村长找到了老秀才,问他有什么办法,老秀才无奈地摇摇头,说他真的不知道。村长很生气,说:你作为村里最有知识的人,竟然不闻不问,现在村里都成这样了,你还要读书!老秀才这才意识到,自己平日里不闻不问是不对的,他应该关心村里的人和事。从此以后,老秀才改变了自己的态度,积极参与到村里的事务中来,为村里的发展贡献了自己的力量。
Eskiden, ıssız bir dağ köyünde yaşlı bir bilgin yaşarmış. Hayatını kitaplara adamış ve köyün işleriyle hiç ilgilenmemiş. Köyde büyük ya da küçük bir olay olsa bile, her zaman görmezden gelir, hiçbir ilgi göstermezmiş. Bir gün köyde bir falcı çıkmış. Çok isabetli tahminler yaparmış, köy halkı da fal baktırmak için ona akın akın gelirlermiş. Yaşlı bilgin de merak etmiş ve görmeye gitmiş. Ama falcı, zamanının olmadığını söylemiş ve ona kendi kitaplarını okumasını, köyde olan bitenin onunla ilgisi olmadığını söylemiş. Bunu duyan yaşlı bilgin gerçekten de görmezden gelmiş ve okumaya devam etmiş. Daha sonra köyde büyük bir yangın çıkmış ve büyük kayıplara yol açmış. Köyün reisi, yaşlı bilgine fikir danışmaya gelmiş, yaşlı bilgin de üzgün bir şekilde başını sallamış ve gerçekten hiçbir şey bilmediğini söylemiş. Köyün reisi çok kızmış ve demiş ki: Köyün en eğitimli insanısın, ama sen kayıtsız kaldın, şimdi köy bu halde, sen hala okuyorsun! Yaşlı bilgin o zaman kayıtsızlığının yanlış olduğunu ve köy halkı ve köyün işleriyle ilgilenmesi gerektiğini anlamış. O günden sonra yaşlı bilgin tavrını değiştirmiş, köy işlerine aktif olarak katılmış ve köyün gelişmesine katkıda bulunmuş.
Usage
形容对事情漠不关心,置之不理。
Bir olaya karşı kayıtsızlığı ve ihmali tanımlar.
Examples
-
他对周围发生的一切都漠不关心,简直是不闻不问。
ta dui zhouwei fasheng de yiqie dou mobù guānxīn, jiǎnzhí shì bù wén bù wèn
Çevresinde olup biten her şeye kayıtsız kalıyor; tamamen görmezden geliyor.
-
面对百姓的疾苦,他却是不闻不问,置之不理。
miànduì bǎixìng de jíkǔ, tā què shì bù wén bù wèn, zhì zhī bù lǐ
Halkın acıları karşısında kayıtsız ve ilgisiz kalıyor.