置之不理 görmezden gelmek
Explanation
指对某事不予理睬,不予理会。
Bir şeyi görmezden gelmek, ona aldırmamak anlamına gelir.
Origin Story
从前,有一个村子里住着一位老秀才,他学问渊博,德高望重,村里人都很尊敬他。有一天,村里来了一个泼皮无赖,他仗着自己有些蛮力,在村子里横行霸道,欺压百姓。老秀才对此十分不满,多次劝诫他改过自新,但这个泼皮根本不听,反而变本加厉。老秀才气愤之极,但他考虑到自己年事已高,无力制止他的恶行,便选择了置之不理。可是,这个泼皮的恶行越来越过分,最终导致了村子里的不安宁,村民们开始纷纷向官府告状。老秀才意识到自己置之不理的态度,实际上是纵容了恶行的发生,他内疚不已,后悔当初没有挺身而出,积极制止。从此,老秀才深刻认识到,有些事情不能置之不理,要勇敢地站出来,维护正义和公平。
Eskiden, bir köyde yaşlı bir bilgin vardı. O çok bilgili ve saygındı. Bir gün, bir zorba köye geldi ve tiranca davranmaya, insanları ezmeye başladı. Yaşlı bilgin bundan çok mutsuzdu ve onu değiştirmeye ikna etmeye çalıştı, ancak zorba dinlemedi ve daha da kötüleşti. Yaşlı bilgin çok kızdı, ancak yaşlılığı ve fiziksel zayıflığı nedeniyle onu görmezden gelmeye karar verdi. Ancak, zorbanın kötü işleri daha da arttı ve köy karışıklığa düştü. Köylüler hükümete şikayette bulunmaya başladılar. Yaşlı bilgin, onu görmezden gelerek kötülüğün olmasına izin verdiğini fark etti. Çok suçlu hissetti, zamanında adalet için ayağa kalkmadığı için pişman oldu. O zamandan beri, yaşlı bilgin, bazı şeylerin görmezden gelinemeyeceğini derinden anladı; adaleti ve eşitliği korumak için cesurca ayağa kalkmak gerekir.
Usage
主要用作谓语,宾语;形容对人或事不予理睬。
Genellikle yüklemler ve nesneler olarak kullanılır; bir kişiye veya şeye kayıtsızlığı tanımlamak için.
Examples
-
他对于我的请求置之不理。
tā duìyú wǒ de qǐngqiú zhì zhī bù lǐ
Talebi görmezden geldi.
-
她对他的抱怨置之不理。
tā duì tā de bàoyuàn zhì zhī bù lǐ
Şikayetlerini görmezden geldi.
-
面对批评,他依然置之不理。
miànduì pīpíng, tā yīrán zhì zhī bù lǐ
Eleştirilere rağmen yine de görmezden geldi