不辞而别 Veda etmeden gitmek
Explanation
指人没有跟别人打招呼或告别就离开。
Bu atasözü, bir kişinin bir yerden veya birinden veda etmeden ayrıldığını ifade etmek için kullanılır. Genellikle hayal kırıklığı, pişmanlık veya çaresizlik duygusunu ifade etmek için kullanılır.
Origin Story
从前,在一个偏僻的小村庄里,住着一位名叫小月的姑娘。小月心地善良,乐于助人,深受村民们的喜爱。 一天,一个名叫王郎的年轻人来到村庄,他英俊潇洒,谈吐不凡,很快便赢得了小月的心。两人情投意合,相约私奔,但小月的父母却坚决反对。无奈之下,小月和王郎决定不辞而别,离开村庄,去寻找属于他们自己的幸福。 他们背起行囊,偷偷地离开了村庄,向着未知的方向走去。村民们发现他们不见了,都很着急,四处寻找,但始终没有找到他们的踪迹。 后来,村民们才知道,小月和王郎在离开村庄后,就遇到了一场暴风雨,不幸遇难了。村民们得知这个消息后,都非常伤心,纷纷为他们感到惋惜。 从此以后,小月和王郎不辞而别的故事便在村庄里流传开来,成了一个令人叹息的传说。
Bir zamanlar, ıssız bir köyde Xiaoyue adında bir kız yaşıyordu. Xiaoyue, köy halkı tarafından çok sevilen, iyi kalpli ve yardımsever biriydi. Bir gün, Wanglang adında genç bir adam köye geldi. Yakışıklı ve konuşkan olan Wanglang, kısa sürede Xiaoyue'nin kalbini çaldı. İkisi de aşık olmuş ve kaçmaya karar vermişlerdi, ancak Xiaoyue'nin ailesi buna şiddetle karşı çıkmıştı. Çaresiz kalan Xiaoyue ve Wanglang, veda etmeden köyü terk etmeye ve kendi mutluluklarını aramaya karar verdiler. Çantalarını topladılar ve gizlice köyden ayrılıp bilinmeyen bir yöne doğru yola koyuldular. Köylüler, kayıplarını fark edince çok endişelendiler ve her yeri aradılar, ancak izlerine rastlayamadılar. Sonradan, köylüler, köyden ayrıldıktan sonra Xiaoyue ve Wanglang'ın bir fırtınaya yakalandıklarını ve ne yazık ki hayatlarını kaybettiklerini öğrendiler. Köylüler bu haberi duyunca çok üzüldüler ve onlara çok acıdılar. O günden sonra, Xiaoyue ve Wanglang'ın veda etmeden gitme hikayesi tüm köye yayıldı ve hüzünlü bir efsane oldu.
Usage
这个成语形容人离开某地或某个人时,没有告别,悄无声息地就走了。通常用于表达一种失望、遗憾或无奈的心情。
Bu atasözü, bir kişinin bir yerden veya birinden veda etmeden ayrıldığını ifade etmek için kullanılır. Genellikle hayal kırıklığı, pişmanlık veya çaresizlik duygusunu ifade etmek için kullanılır.
Examples
-
他突然不辞而别,留下大家一头雾水。
tā túrán bù cí ér bié, liú xià dà jiā yī tóu wù shuǐ.
Aniden veda etmeden gitti, herkesi şaşkına çevirdi.
-
小明不辞而别,让朋友们很失望。
xiǎo míng bù cí ér bié, ràng péng you men hěn shī wàng.
Rıdvan veda etmeden gitti, arkadaşlarını çok üzdü.
-
他为了追寻梦想,不辞而别,踏上了异国之旅。
tā wèile zhuī xún mèng xiǎng, bù cí ér bié, tà shàng le yì guó zhī lǚ.
Hayalini gerçekleştirmek için veda etmeden yurtdışına gitti.