怦然心动 Kalp çarpıntısı
Explanation
形容内心激动,心跳加速的感觉。
İçsel heyecan ve hızlanan kalp atışı hissini tanımlar.
Origin Story
在一个宁静的午后,一位年轻的画家正专心致志地作画,窗外传来一阵悠扬的古筝声。他被这美妙的旋律吸引,放下画笔,走到窗前。透过窗户,他看到一位身穿白色长裙的女子,正优雅地抚弄着古筝。阳光洒在她的身上,仿佛为她镀上了一层金色的光辉。那一刻,画家怦然心动,他感觉自己的心跳加速,仿佛整个世界都安静了下来,只剩下这动听的旋律和眼前的女子。他被她的气质深深吸引,仿佛被一股神秘的力量牵引着。从此,他开始寻找这位神秘的女子,并最终与她相识相爱。
Sessiz bir öğleden sonra, genç bir ressam çalışmasına dalmışken dışarıdan melodik bir guzheng sesi geldi. Güzel melodiye kapıldı, fırçasını bıraktı ve pencerenin yanına gitti. Pencereden, beyaz bir elbise giymiş bir kadının zarifçe guzheng çaldığını gördü. Güneş ışığı onu yıkayarak sanki altın bir tabaka eklemiş gibiydi. O anda ressamın kalbi çarpmaya başladı; kalp atış hızının arttığını hissetti ve dünya sessizleşmiş gibiydi, sadece güzel melodi ve karşısındaki kadın kalmıştı. Kadının tavırlarından etkilenmişti, sanki görünmez bir güç tarafından çekiliyormuş gibi. O andan itibaren gizemli kadını aramaya başladı ve sonunda onu bulup aşık oldu.
Usage
用于描写因美好的事物而内心激动,心跳加速的感觉。
Güzel şeyler nedeniyle içsel heyecan ve hızlanan kalp atışı hissini tanımlamak için kullanılır.
Examples
-
看到他送我的礼物,我怦然心动。
kàn dào tā sòng wǒ de lǐ wù, wǒ pēng rán xīn dòng.
Bana gönderdiği hediyeyi görünce çok heyecanlandım.
-
她那优雅的气质让我怦然心动。
tā nà yōu yǎ de qì zhì ràng wǒ pēng rán xīn dòng
Zarif tavrı beni çok etkiledi.