义无反顾 tereddüt etmeden
Explanation
指为了正义或理想而勇往直前,毫不犹豫,不回头看。形容做事果断坚决。
Adalet veya idealler için tereddüt etmeden ilerlemek, geriye bakmadan ilerlemek anlamına gelir. Kararlı ve sağlam eylemleri tanımlar.
Origin Story
话说汉朝时期,一位名叫李广的将军以勇敢著称。一次,他率领军队与匈奴作战,遭遇了敌人的重重包围。面对凶猛的敌人和绝境,李广毫不畏惧,他高举战旗,带领士兵们奋勇杀敌,义无反顾地冲向敌阵,最终取得了战斗的胜利。这次战斗充分展现了李广的英勇无畏和舍生取义的精神,也成为了后人学习的榜样。
Han Hanedanlığı döneminde, Li Guang adlı bir general cesaretiyle tanınıyordu. Bir keresinde, Xiongnu'ya karşı savaşta ordusunu yönetti ve düşman tarafından kuşatıldı. Şiddetli düşmanlarla ve umutsuz bir durumla karşı karşıya kalan Li Guang korkmadı. Savaş bayrağını kaldırdı ve askerlerini cesurca savaşa yönetti, tereddüt etmeden düşman saflarına saldırdı ve sonunda zafer kazandı. Bu savaş, Li Guang'ın cesaretini ve özverisini tam olarak gösterdi ve gelecek nesiller için bir örnek oldu.
Usage
多用于形容人在面对重大抉择或挑战时的态度,强调坚定和果断。
Genellikle büyük kararlarla veya zorluklarla karşı karşıya kalan bir kişinin tavrını tanımlamak için kullanılır, kararlılığı ve kesinliği vurgular.
Examples
-
面对困难,他义无反顾地冲了上去。
miàn duì kùnnan, tā yì wú fǎn gù de chōng le shàng qù
Zorluklarla karşı karşıya kaldığında, hiç tereddüt etmeden ilerledi.
-
为了理想,她义无反顾地放弃了舒适的生活。
wèi le lǐxiǎng, tā yì wú fǎn gù de fàngqì le shūshì de shēnghuó
İdealleri için, rahat yaşamını tereddüt etmeden bıraktı.