忧心忡忡 endişeli
Explanation
忧心忡忡指心事重重,忧虑不安的样子。形容人内心充满了担忧和焦虑,无法平静。
Endişeli ve kaygılı. Huzursuz ve endişe dolu birini tanımlar.
Origin Story
很久以前,在一个小山村里住着一位名叫阿香的年轻女子。她的丈夫,一位勤劳的农民,为了养家糊口,不得不远走他乡去寻找工作。阿香日夜思念着远方的丈夫,每当夜幕降临,她就独自一人坐在窗前,望着远方,忧心忡忡。她担心丈夫在外是否吃得好,睡得好,是否会遇到危险。她常常一个人默默地流泪,忧愁将她紧紧地包围。村里的乡亲们看到她如此忧心忡忡,都纷纷来安慰她,鼓励她要坚强,相信她的丈夫一定会平安归来。阿香听着乡亲们的话,心里虽然得到了些许安慰,但她依然忧心忡忡,直到有一天,她收到了丈夫寄来的家信,信中说他一切安好,很快就能回家。读完信后,阿香的忧心忡忡才终于消散,脸上露出了久违的笑容。
Çok zaman önce, küçük bir dağ köyünde Axiang adında genç bir kadın yaşıyordu. Çalışkan bir çiftçi olan kocası, ailesini geçindirmek için iş aramak zorunda kalmış ve memleketini terk etmişti. Axiang, uzaktaki kocasını gece gündüz özlüyor ve her akşam pencerenin yanında oturup uzağa bakarak derinden endişeleniyordu. Kocası yeterince yiyip içip uyuyabiliyor muydu, tehlikeyle karşılaşır mıydı diye kaygılanıyordu. Sık sık sessizce ağlıyor, keder onu sarmalıyordu. Onun bu kadar endişelendiğini gören köylüler onu teselli etmek ve cesaretlendirmek için gelip kocasının mutlaka sağ salim döneceğine inanmasını söylüyorlardı. Köylülerin sözleri Axiang'ı biraz teselli etse de, bir gün kocasından mektup alana kadar derinden endişelenmeye devam etti. Mektupta her şeyin yolunda olduğu ve yakında eve döneceği yazıyordu. Mektubu okuduktan sonra Axiang'ın endişeleri sonunda dağıldı ve yüzünde uzun zamandır kayıp olan bir gülümseme belirdi.
Usage
用于形容内心充满焦虑和担忧的状态。常用于书面语,表达较为正式。
İçsel endişe ve kaygı durumunu tanımlamak için kullanılır. Genellikle yazılı dilde kullanılır ve daha resmi bir tondadır.
Examples
-
他自从儿子失踪后就忧心忡忡,茶饭不思。
tā zìcóng érzi shīzōng hòu jiù yōuxīn chōngchōng cháfàn bù sī
Oğlu kaybolduğundan beri sürekli endişeleniyor ve ne yiyip ne de uyuyabiliyor.
-
听到这个坏消息,她忧心忡忡地一夜未眠。
tīngdào zhège huài xiāoxī tā yōuxīn chōngchōng de yīyè wèimian
Bu kötü haberi duyunca çok endişelendi ve bütün gece uyuyamadı.
-
面对突如其来的疫情,全国人民忧心忡忡。
miànduì tū rú qí lái de yìqíng quán guó rénmín yōuxīn chōngchōng
Ani salgınla karşı karşıya kalan ülke halkı büyük bir endişe yaşıyor.