不敢问津 sormaya cesaret edemez
Explanation
问津:询问渡口,问路。指对高深的事物不敢过问或尝试。
Wèn jīn: bir feribot geçiş yeri veya yol hakkında sormak. Derin veya gizemli ve birinin hakkında sormaya veya denemeye cesaret edemediği bir şeye işaret eder.
Origin Story
很久以前,在一个偏远的小村庄里,住着一位饱读诗书的老学者。他一生潜心研究古代典籍,对那些深奥的经史子集有着独特的见解。然而,对于村里的一些家长里短,一些世俗的琐事,他却常常选择沉默,甚至避之不及。村民们渐渐发现,这位学者只对那些高深的学问感兴趣,对于日常生活中的一些鸡毛蒜皮的小事,他似乎完全没有兴趣,更不会主动过问。有人说,老学者是高风亮节,不屑于理会这些庸俗之事;也有人说,老学者是孤高自赏,不愿意与世俗同流合污。无论如何,老学者“不敢问津”的态度,成为了村里一个有趣的谈资。
Çok eski zamanlarda, ıssız bir köyde, çok okumuş yaşlı bir bilgin yaşarmış. Hayatını eski metinleri incelemeye adamış ve derin klasik eserlere özgün bir bakış açısına sahipmiş. Ancak, köyün günlük işleri ve dünyevi meselelere gelince, genellikle sessiz kalmayı, hatta bunlardan kaçınmayı tercih edermiş. Köylüler yavaş yavaş bu bilginin sadece derin bilgiyle ilgilendiğini ve günlük yaşamın önemsiz meseleleriyle hiç ilgilenmediğini, sorgulamak için inisiyatif almadığını keşfettiler. Kimileri yaşlı bilginin yüksek ahlaki karaktere sahip olduğunu ve bu dünyevi meselelerle uğraşmak istemediğini söylerken; kimileri de yaşlı bilginin kendini beğenmiş olduğunu ve dünyevi dünyayla karışmak istemediğini söylüyormuş. Her halükarda, yaşlı bilginin "sormaya cesaret edememe" tavrı, köyde ilginç bir sohbet konusu olmuş.
Usage
主要用于比喻对高深的事物不敢过问或尝试。
Genellikle derin veya gizemli bir şey hakkında sormaya veya denemeye cesaret edemeyen birini tanımlamak için kullanılır.
Examples
-
面对那些高深莫测的难题,他不敢问津。
miànduì nàxiē gāoshēn mò cè de nántí, tā bù gǎn wèn jīn.
Bu kadar derin ve gizemli sorunlarla karşı karşıya kaldığında, sormaya cesaret edemedi.
-
对于那些复杂的理论问题,他常常不敢问津。
duìyú nàxiē fùzá de lǐlùn wèntí, tā chángcháng bù gǎn wèn jīn.
Bu karmaşık kuramsal konular hakkında sık sık sormaktan çekindi.