一口咬定 ısrar etmek
Explanation
这个成语形容一个人固执己见,坚持自己的说法,即使面对事实证据也不肯承认错误。
Bu deyim, inatığını savunan, gerçek kanıtlar karşısında bile hata kabul etmeyi reddeden inatçı bir kişiyi tanımlar.
Origin Story
传说,古代有一个贪婪的富商,他为了积累更多的财富,想方设法克扣员工的工资。一天,他的一个伙计发现账目上有问题,便质问富商。富商面对伙计的质问,狡辩道:“你少胡说,这些账目都是我亲自核对的,绝对不会错!”伙计将账目仔细地分析了一遍,发现富商的确动了手脚。他再次质问富商,富商还是一口咬定,说:“我根本没有动过账目,是你自己看错了!”伙计气愤地指着账目说:“这明明就是你动了手脚,怎么还敢狡辩?”富商仍然不承认,一口咬定说:“是我看错了,是我看错了!” 伙计无奈,最终只能认栽。
Antik çağlarda, daha fazla servet biriktirmek için çalışanlarının maaşlarını kısma yolları arayan açgözlü bir tüccar olduğu söylenir. Bir gün çalışanlarından biri hesaplarda bir sorun fark etti ve tüccardan bunun hakkında bilgi istedi. Tüccar, çalışanının sorusuna cevap olarak, “Saçmalıyorsun, ben bu hesapları bizzat kontrol ettim, hiçbir hata yok!” dedi. Çalışan hesapları dikkatlice inceledi ve tüccarın hesaplarla oynadığını keşfetti. Tüccarı tekrar sorguladı, ancak tüccar hala masum olduğunu ısrarla savundu. “Ben hesaplara hiç dokunmadım, sen yanılıyorsun!” dedi. Çalışan öfkeyle hesaplara işaret ederek, “Bu hesaplarla oynadığın apaçık ortada, nasıl inkar edebilirsin?” diye sordu. Tüccar yine de kabul etmeyi reddetti ve “Yanılmışım, yanılmışım!” diye ısrar etti. Çalışan çaresiz kaldı ve sonunda kabul etmek zorunda kaldı.
Usage
当一个人坚持自己的说法,不承认错误的时候,可以用“一口咬定”来形容。
Birisi kendi ifadesinde ısrarcı davranıp hata kabul etmeyi reddettiğinde, bu durumu tanımlamak için “一口咬定” kullanabilirsiniz.
Examples
-
面对质问,他一口咬定自己没有偷东西。
miàn duì zhì wèn, tā yī kǒu yǎo dìng zì jǐ méi yǒu tōu dōng xī.
Sorgulamalarla karşı karşıya kaldığında, hırsızlık yapmadığı konusunda ısrar etti.
-
他一口咬定是朋友借的,坚决否认自己偷了钱。
tā yī kǒu yǎo dìng shì péng yǒu jiè de, jiān jué fǒu rèn zì jǐ tōu le qián.
Arkadaşının borç aldığını ısrarla savundu ve parayı çalmadığını reddetti.
-
不管怎么解释,他都一口咬定这是他的功劳。
bù guǎn zěn me jiě shì, tā dōu yī kǒu yǎo dìng zhè shì tā de gōng láo.
Nasıl açıklasa da, bunun kendi başarısı olduğunu ısrarla savundu.
-
尽管证据确凿,他还是一口咬定自己无辜。
jǐn guǎn zhèng jù què záo, tā hái shì yī kǒu yǎo dìng zì jǐ wú gū.
Kanıtlar ortada olmasına rağmen, hala masum olduğunu ısrarla savundu.
-
她一口咬定是自己做的决定,不听任何人的意见。
tā yī kǒu yǎo dìng shì zì jǐ zuò de jué dìng, bù tīng rèn hé rén de yì jiàn.
Kendi kararını verdiği konusunda ısrar etti ve kimseyi dinlemedi.