乐在其中 içinde zevk bulmak
Explanation
指从事某项活动并从中获得快乐和满足。
Bir aktiviteye katılmak ve ondan mutluluk ve tatmin duymak.
Origin Story
从前,有个喜欢雕刻的木匠,名叫阿木。他从小就对木头情有独钟,每天都乐此不疲地琢磨各种木雕。他家里的摆设,从桌椅板凳到花瓶笔筒,几乎都是他亲手雕刻的。村里人常常来他家观赏他的作品,赞叹他的手艺精湛。阿木并不在意别人的赞美,他只是沉浸在雕刻的乐趣之中。他觉得,每一次拿起刻刀,每一次在木头上留下印记,都是一种享受。他用木头创造了一个个栩栩如生的形象,也创造了一个属于自己的快乐世界。他并不追求名利,也不为生计奔波,他只是单纯地热爱着他的雕刻事业。在他看来,雕刻不仅仅是一份工作,更是一种生活方式,一种心灵的寄托。他把自己的情感融入到每一个作品中,让它们散发着独特的光彩。他的作品,不仅仅是木头雕成的艺术品,更是他快乐的见证。
Bir zamanlar, oyma işini çok seven Amu adında bir marangoz vardı. Küçük yaştan beri ahşaba karşı özel bir tutkusu vardı ve çeşitli ahşap oymaları yaparak saatler geçirirdi. Evi, sandalyeler ve masalardan vazolara ve kalem kutularına kadar neredeyse tamamen kendi yaptığı eşyalarla doluydu. Köylüler sık sık onun eserlerini hayranlıkla izlemek ve maharetini övmek için evine gelirlerdi. Amu övgülerden etkilenmezdi; oymanın zevkinin içine dalardı. Oyma bıçağını her eline aldığında ve ahşaba bir iz bıraktığında mutluluk bulurdu. Ahşaptan gerçekçi figürler yaratarak kendi mutluluk dünyasını kurmuştu. Zenginlik veya şöhret peşinde koşmazdı ve mecburiyetten değil, sanatına olan saf sevgisinden çalışırdı. Onun için oyma sadece bir meslek değildi, aynı zamanda bir yaşam tarzı ve ruhuna bir sığınaktı. Her eserine duygularını dökmüş, onları eşsiz bir parlaklıkla parlatmıştı. Eserleri sadece ahşaptan oyulmuş sanat eserleri değildi, aynı zamanda mutluluğunun kanıtıydı.
Usage
表示在做某事中获得乐趣。常用于口语,也可用于书面语。
Bir şey yapmaktan zevk aldığını gösterir. Genellikle konuşma dilinde kullanılır, ancak yazılı dilde de kullanılabilir.
Examples
-
他醉心于园艺,乐在其中。
ta zuixin yu yuanyi, lezai qizhong
Bahçeciliğe dalmış ve keyif alıyor.
-
孩子们在沙滩上堆城堡,乐在其中。
haizi men zai shatan shang dui chengbao, lezai qizhong
Çocuklar sahilde kale yapıyor ve eğleniyorlar.