爱莫能助 çaresiz
Explanation
虽然心里很想帮助,但能力有限,无法提供帮助。
Kalpten yardım etmek istese de, yetenekler sınırlı, yardım edemiyor.
Origin Story
春秋时期,晋国发生内乱,赵盾被杀,他的儿子赵朔也被迫逃亡。赵朔的妻子庄姬,怀有身孕,非常担忧。当时,许多人都同情庄姬的遭遇,但是,因为内乱的局势非常混乱,没有人敢站出来保护她。大家只能表示惋惜,爱莫能助。后来,庄姬生下了一个儿子,就是后来著名的赵武。他长大后,为晋国做了很多贡献。这段故事体现了爱莫能助的无奈和人们面对大局时无能为力的困境。
İlkbahar ve Sonbahar döneminde, Jin eyaletinde iç karışıklık çıktı, Zhao Dun öldürüldü ve oğlu Zhao Shuo kaçmak zorunda kaldı. Zhao Shuo'nun karısı Leydi Zhuang hamileydi ve çok endişeliydi. O zamanlar birçok kişi Leydi Zhuang'ın durumuna sempati duyuyordu, ancak isyanın yarattığı kaos nedeniyle kimse onu korumaya cesaret edemedi. Sadece pişmanlıklarını ifade edebildiler, yardım edemediler. Daha sonra Leydi Zhuang bir oğul doğurdu, bu oğul daha sonra ünlü Zhao Wu oldu. Büyüdüğünde Jin eyaletine büyük katkılarda bulundu. Bu hikaye, 'sevmek ama yardım edememek' çaresizliğini ve büyük değişim zamanlarında insanların karşılaştığı ikilemi gösteriyor.
Usage
表示虽然同情或关心,但无力帮助。
'Sempati veya kaygı gösterir, ancak yardım edememeyi belirtir.
Examples
-
面对朋友的困境,我爱莫能助,只能表示遗憾。
miàn duì péng you de kùnjìng, wǒ ài mò néng zhù, zhǐ néng biǎoshì yíhàn.
Arkadaşımın zorlukları karşısında çaresizim, sadece pişmanlığımı ifade edebilirim.
-
对于这场灾难,我们爱莫能助,只能祈祷平安。
duìyú zhè chǎng zāinàn, wǒmen ài mò néng zhù, zhǐ néng qídǎo píng'ān
Bu felaket karşısında çaresiziz, sadece güvenlik için dua edebiliriz.