笑容满面 gülümseyen yüz
Explanation
形容脸上充满笑容,洋溢着喜悦之情。
Yüzü gülümsemelerle dolu, neşeyle dolup taşan bir hal tanımlar.
Origin Story
小明期末考试取得了优异的成绩,他迫不及待地跑回家,看到父母,他笑容满面,兴奋地分享了他的喜悦。父母也露出了欣慰的笑容,一家三口沉浸在幸福的氛围中。小明因为这次的成功,更加努力学习,因为笑容满面,他知道,努力总会带来甜美的果实。
Xiaoming dönem sınavlarında mükemmel notlar aldı ve eve koşmak için sabırsızlanıyordu. Anne babasını görünce gülümsedi ve heyecanla sevincini paylaştı. Anne babası da rahatlamış bir şekilde gülümsedi ve üç kişilik aile mutlu bir atmosfere kapıldı. Bu başarı sayesinde Xiaoming daha çok çalıştı çünkü yüzünde bir gülümsemeyle, sıkı çalışmanın her zaman tatlı meyveler vereceğini biliyordu.
Usage
用于描写人喜悦、高兴的表情。
Bir kişinin neşe ve mutluluk ifadesini tanımlamak için kullanılır.
Examples
-
听到这个好消息,她笑容满面地告诉了家人。
tīngdào zhège hǎoxiāoxi,tā xiàoróngmǎnmiàn de gàosùle jiārén。
Bu müjdeyi duyunca, ailesine gülümseyerek anlattı.
-
他笑容满面地迎接了远道而来的客人。
tā xiàoróngmǎnmiàn de yíngjiēle yuǎndào ér lái de kèren。
Uzaktan gelen misafirleri gülümseyerek karşıladı.
-
考试取得好成绩,孩子笑容满面地回家了。
kǎoshì qǔdé hǎo chéngjì,háizi xiàoróngmǎnmiàn de huí jiā le。
Sınavda iyi not alınca çocuk gülümseyerek eve döndü.